Geçmişten Günümüze Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Kısaca

Geçmişten Günümüze Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Kısaca

Tarih Ansiklopedisi
PAYLAŞ

Geçmişten Bugüne Dünyada Demokrasinin Gelişim Süreci

İnsanlığın tarihsel süreçte gelişim ve modernleşme süreci açısından en önemli kavramlardan birisi olan demokrasi, tüm toplumların benimsemesi ve bu ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gereken önemli bir konudur.

 

KPSS ve Vatandaşlık Bilgi Notlarında sizlere Geçmişten Günümüze Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Kısaca ve özet olarak açıklamak istiyoruz.

Günümüzde bir çok ülkede tam anlamıyla uygulanmasa bile uygulanan yönetim biçimleri içerisinde insan hak ve özgürlüklerine en saygılı yönetim biçimi olarak görülen demokrasinin tarihin ilk dönemlerinden bu yana nasıl bir gelişim süreci geçirmiş olduğunu sizlere aşırı ayrıntıya girmeden anlatmaya çalıştık.

 

Demokrasi sözcüğü köken olarak Yunancadan gelmektedir. Eski Yunancada halk “demos’ iktidar ve yahut egemenlik yani ‘kratos’ manasında kullanılmaktaydı. Demokrasi kelimesi temel olarak halkın egemenliğini ifade etmeye yaramaktadır. Demokrasinin tarih sahnesinde ilk olarak ortaya çıkmış olduğu ülke eski Yunanistan’dır.

Geçmişten Günümüze Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Kısaca

Türkiye ve Dünyada Demokrasinin Değişim ve Gelişim Aşamaları

Demokrasinin ilk ortaya çıkışından bu günümüze kadar gelişmesini etkileyen en önemli unsurlar şunlardır:

M.Ö. 450: Atina’da Aristo Eflatun ve Sokrates gibi dünyaca tanınmış düşünürlerin düşünsel olarak katkıları olan bir çeşit idare sistemi politik tarihteki yerini aldı. Site” ismi verilen şehir devletlerinde yaşayan köleler ile kadınlar site halkı dışında kabul edilmekteydi. Yetişkin olan erkekler konuşma ve oy kullanmak haklarına sahip bulunmaktaydı.

 

375:Roma İmparatorluğu yönetiminde yurttaşlık ve insan haklan kavramı gelişme gösterdi.

1215: İngiltere’de Kral I. John tarafından imzalanmış olan Magna Carta ile krala ait olan yetkiler belirli bir ölçüde sınırlandırılmış halka da bir takım hak ve özgürlükler tanınmış oldu. Magna Carta ile artık krala verilmiş olan sınırsız yetkiler bitirilmiş oldu. Bu yeni hak ve özgürlükler sistemine göre Kimsenin yargılanması yapılmadan cezalandırılmayacağı ilkesi getirilmiş oldu.

1450: Alman Johann Gutenberg modern matbaayı geliştirdi. Matbaanın geliştirilmesinden sonraki dönemde insanlar duygu ve düşüncelerini, sahip oldukları bilgileri kolaylaşan iletişim imkanlarıyla bir birleriyle rahatça paylaşır olmaya başladılar. Buda insanların bilinçlenerek demokratik hak ve taleplerini istemelerinin önünü açtı. Matbaanın geliştirilmesiyle birlikte Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketlerinin başlamasına kapı araladı.

 

1750: Avrupa aydınlanma felsefesiyle anayasal demokrasi düşünce sisteminin temelleri atılmış oldu. Montesqieu (Monteskiyo) güçler ayrılığının olduğu bir yönetim sistemini savunuyordu. Jean Jacgues Rousseau (Jan Jak Russo) tarafından “özgürlük eşitlik ve kardeşlik” sloganıyla 1762 – 1763 senelerinde “Toplumsal Sözleşmeyi yazdı. John Locke (Con Luk) ise insanların sahip olması gerekli olduğunu düşündüğü temel haklar olan yaşama hakkı, özel mülkiyet hakkı gibi özgürlüklerin olması gerektiğini söyledi ve bu fikrini savundu.

 

1776: Virginia Haklar Bildirgesi’nde insanların yaşama, özgür olma, hürriyetini belirleme hakkı olduğu, mülkiyet hakkı ile birlikte mutluluğu arama hakkı olduğundan söz edilmiştir.

 

1789: 1789 senesinde Fransa halkı krala karşı birleşerek bir ayaklanma başlattı. Bu ayaklanma neticesinde ise Fransız İnsan Hakları Bildirgesi yayımlanmış oldu.  Bu bildiri temel insan haklarını “hürriyet mülkiyet güvenlik ve zulme direnme” olarak belirlemektedir. Eşitlik özgürlük ve adalet düşüncesinin kitleler tarafından telaffuz edildiği ilk siyasal örnektir.

 

Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi sadece Fransız vatandaşı olan insanlar  için değil dünya genelinde yaşayan bütün insanlar için geçerli olan bir bildirgedir. Bu yüzden uluslararası niteliği olan bir bildirgedir.

 

1877: İlk Türk Meclisi Mebusan Meclisi (Genel Meclis) isimi altında ve iki meclisli olarak 20 Mart 1877 tarihinde çalışmalarına başladı.

 

1920: 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara‘da egemenliğin millete ait olduğu ilk meclis kurulmuş oldu. Yurdumuzun fark bölgelerinden gelen ve milletvekili olan halkın temsilcileri burada çalışmaya başladı.

 

1945: II- Dünya Savaşı’nın neticelerini gören devletler daimi  olarak bir barışın sağlanması için bir araya gelip Birleşmiş Milletleri kurdu ve 945 senesinde Birleşmiş Milletler Antlaşması imza altına alındı.

 

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin 11 Aralık 1946 tarihli ilk seansında içinde insan haklarının bulunacağı bir doküman ha*zırlanması emeliyle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu oluşturuldu. Komisyonda ha*zırlanan kroki 10 Aralık 1948 tarihinde genel ku*rul tarafından İnsan Hakları Üniversal Beyannamesi olarak kabul ve duyuru edildi. Bildirge insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı sağlamak ve geliştirmek yolunda atılan ilk adımdır.

antik Yunan Demokrasisi

1989: Almanya’da bulunan Berlin duvarı*nın yıkılması ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerinin dağılması bu ülkelerde demokrasinin dağılmasına taban hazırladı.

 

1995: Dünya genelinde iletişimde yeni bir çağ başladı ve artık daha yaygın biçimde İnternet kullanılmaya başlandı. İnternet kullanımı yaygınlaşmaya başladıkça insanlar birbirleriyle daha fazla iletişimde olup daha sık görüşlerini paylaşmaya başladılar.

 

2000: Dünya üzerinde yer alan 192 ülkeden seçimle iş başına gelenler tarafından yönetilen demokratik ülke sayısı 120 ye ulaştı. Bu rakam ise yaklaşık olarak dünya nüfusuna oranla % 60 lık bir orada denk gelmektedir.

2017-2018 : İnternet ve özellikle sosyal medya kullanımı oldukça ileri safhalara ulaştı artık insanlar sosyal medya üzerinden organize olarak toplu halde hak aradıkları eylemleri yapar duruma geldiler.

 

Yunan şehir devletlerinden itibaren gelişmeye başlayan demokrasi kavramı nispeten Fransız ihtilalinin yaşandığı sürece kadar istenilen düzeyde temele oturtulamamıştır. Geçmiş dönemlerde Magna Carta gibi çeşitli değişim süreçleri olmasına rağmen 1930 ‘lı yıllarda halen demokrasinin bir gereksinimi olan eşitlik ilkesi bugün önde olan pek çok Avrupa ülkesinde bulunmamaktaydı.

Günümüzde ise gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda daha fazla irdelenmeye başlayan demokrasi kavramı, tüm insanların eşit düzeyde temel hak ve özgürlüklerden yararlanması amacını taşımakta ve bu amaç doğrultusunda insanların huzur içerisinde yaşamasını sağlamaktadır.

BİR CEVAP BIRAK